28 Mayıs 2009 Perşembe

TATLI KRİZİ/İSTEĞİ VE ŞEKER

..REAKTIF HIPOGLISEMI (SEKER DUSMESI)

Yemek sonralari kan sekeri dusuklugu, yasami cok kotu etkileyen, enerjiyi dusuren, halsizlik, yorgunluk ve bas donmesi yapan, is verimini dusuren ve sizi kizgin, ofkeli, sabirsiz bir hale getiren bir durumdur. Cok sik olmasina ragmen uzerinde pek durulmayan onemli bir hastaliktir. Kilo veremeyen kisilerin cogunda reaktif hipoglisemi vardir.
Gun icinde acikma ataklari oluyor ve sekerli gidalara saldiriyorsaniz; ogleden sonralari bas agrisi varsa; uykudan birkac saat sonra gece yarisi uyaniyor ve zor uyuyabiliyorsaniz; kotu ruyalar goruyor ve devamli bir yorgunluk varsa; ogleden sonra caniniz seker veya kahve icmeyi cok istiyorsa; bas donmeleri varsa; yemek yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin hissediyorsaniz; halsizliginiz yemek yiyince duzeliyorsa; yemek gecikince ellerde titreme ve carpinti oluyorsa; cok duygusalsaniz, cabuk sinirleniyor ve kontrolunuzu kaybediyorsaniz; yemek onceleri cok huzursuzsaniz; yemeklerden sonra uyku basiyor ve gun boyu uyukluyorsaniz, bu belirtiler kahvalti oncesi de oluyorsa, kan sekerinizde dusukluk olabilir. Bunun baslica nedeni de dengesiz beslenme, fazla karbonhidratli, nisastali gidalar ve seker yeme, stres ve asiri kafein alimi (kahve, cay, kola) veya ailenizde seker hastaligi olmasidir. Stresli kisilerde kortizol ve adrenalin hormonlari fazla salgilanarak insulin direnci gelismesine yani insulinin etki edememesine neden olurlar. Kanda potasyum dusuklugu de insulin direncine neden olabilir. Insulinin iyi calismasi icin kanda potasyum duzeyi 4 mEq/L den fazla olmalidir.
Kilolu kisilerde hipoglisemi ataklari daha fazla gorulurse de, normal kilolu ancak egzersiz yapmayan ve depresyon yasayan kisilerde de kan sekeri dusuklugu olabilir. Bu kisilerin bir kismi psikolog ve psikiyatrlarda depresyon tedavisi gorurler. Kan sekerinde dusme, genellikle sabah saat 11.00 ve ogleden sonra saat 16.00 civarinda daha sik olur. Bu hastalar bu saatlerde biraz daha yorgun olurlar, hafif bas agrisi, depresyon ve derin bir aclik hissederler. Bu nedenle de, bu saatlerde cikolata, kek, pasta, kurabiye yer veya kola icerler. Bu gidalari alan kisinin sikayetlerinde hafif bir duzelme olur. Sabah saat 11.00’de olusan kan seker dusuklugunun nedeni sabah kahvaltida yenen sekerli ve nisastali gidalardir. Ogle yemeginde yenen tatli ve nisastali gidalar da ogleden sonra, saat 16.00’da kan sekeri dusmesine neden olur. Buna karsilik sabah ve ogleyin proteinli gida alanlarin kan sekerinde pek dusme olmaz. Kan sekeri dusunce yenen sekerli gidalar 30-60 dakika sureyle bir rahatlik saglar, ama daha sonra kan sekeri tekrar duser. Sonunda bu kisiler gun icinde kan sekerinde yukselme ve dusmeler yasar ve bol miktarda seker, cikolata ve buna benzer sekerli gidalar tuketirler. Bu kisiler sabah kalktiklarinda huzursuzdurlar, kavga etmeye ve tartismaya egilimlidirler. Bir seyler yedikten sonra rahatlarlar
Bazi kilolu kisiler ise diyete basladiktan sonra, bas donmesi ve aclik ataklari ortaya ciktigi icin diyeti birakirlar. Bunun nedeni kan sekerinin dusmesidir. Kan sekerinin dusmesini onlemek icin, tam tahil urunleri (tam bugday ekmegi, cavdar gibi), sebze ve meyve yemelidir. Bu kisiler diyet yaparken uc ana ogun uc ara ogun yemek yemelidirler.
Hipoglisemi-seker dusmesi ataklarinin olmasi stres hormonlarini yani adrenalini artirir ve anksiyete, panik atak ve depresyon gibi psikoloji sikintilar ortaya cikar.
Kisaca ozetlersek, kan sekeri dusmelerine tip dilinde hipoglisemi denir ve bu kisilerde su belirtiler ortaya cikar:
• Halsizlik, bitkinlik
• Psikolojik durumda degisiklik
• Sinirlilik
• Bas agrisi
• Ellerde titreme
• Bulanti
• Gormede bulaniklik veya cift gorme
• Soguk terleme
• Carpinti, kalp atimlarini hissetme
• El ve ayakta cozulme, ic titremesi ve kas agrilari
• Bas donmesi
• Soluk ve terli bir gorunum
• Ani baslayan bir yorgunluk hissi
• Siddetli yorgunluk
• Ic ezilmesi ve yeme istegi
• Isteksizlik
• Anksiyete, depresyon ve kontrolu kaybetme
• Allerjiler (astim, saman nezlesi ve ciltte alerjik bulgu egilimi)
• Bazi seylerden korkma (fobi)
• Uykusuzluk
• Sekerli gidalara saldirma
• Unutkanlik
• Sebepsiz yere aglama
• Siddetli kan sekeri dusmelerinde bayilma ve koma


Geceleri uykuda kan sekeri dusuyorsa su belirtiler gorulebilir:

• Huzursuz bir sekilde uyanmak
• Pijama, gecelik ve yastik kiliflarinin terden islanmasi
• Hizli kalp carpintisi ile uyanma
• Huzursuzluk ve uykuya dalamama
• Sabah bas agrisi ile uyanma
• Unutkanlik
• Usume ve ellerde sogukluk
• Bazen karin agrisi ve kilo alamama da olabilir
• Sersem bir sekilde uyanma veya sabah uyanmada zorluk

Bu tur sikayetleri olan kisilerin gece, sabaha karsi 02.00 civarinda kan sekerini olcmek gerekir.
Kan sekeri dustugunde hemen 1-2 kesme seker yenmesi gerekir. Durum bununla duzelmiyorsa, hemen bir acil servise basvurulmali ve serum takilmalidir.
Yukaridaki belirtileri sik sik yasayan kisilerde hipogliseminin nedeni arastirilmalidir.

Hipogliseminin nedenleri sunlar olabilir:

• Kanda insulinin yuksek olmasi (insulin direnci)-asiri kilo
• Kortizol dusuklugu (bobrek ustu bezinin az calismasi)
• Tiroid bezinin az calismasi (hipotiroidi)
• Pankreasta insulinoma denen tumor olmasi veya pankreas iltihabi (pankreatit)
• Bobrek ve karaciger hastaligi
• Beyinde bulunan ve bircok hormon salgilayan Hipofiz bezinin az calismasi
• Seker hastaliginin baslangicinda
• Mide ameliyati gecirmis olmak
• Alinan sekerli gidaya reaksiyon olarak (reaktif hipoglisemi)
• Cok alkol almak
• Uzun sure stres altinda kalmak
• Cok dusuk kalorili diyet yapmak
• Kisa zamanda cok kilo vermek
• Sekerli gidalari cok yemek
• Yetersiz gida alip asiri egzersiz yapmak
• Asiri sigara icmek
• Kafeinli icecekler (kahve,cay, kola) ve fazla cikolata yemek

Bu nedenlerin arastirilmasi ve nedene uygun tedavi yapilmasi gerekir. Uzun sureli seker yukleme testi (Oral glukoz tolerans testi) (OGTT) teshiste faydali bir yontemdir. Bu testte kisiye once 75 gram glukoz icirilir ve yarim saat, 1 saat, 2 saat, 3 saat sonra kan sekerine bakilir. Alinan bu kanlarda, kan sekerinin 80 mg/dl’nin altina inmesi reaktif hipoglisemi oldugunu gosterir. Normal bir kiside OGTT sirasinda seker icildikten yarim saat sonra, kan sekeri 100 mg/dl civarinda, 1 saat sonra 120 mg, 2 saat sonra 140 mg civarinda olur ve 3. ve 4. saatlerde aclik seviyesi olan 80-90 mg/dl’ye duser. Kan sekeri dusunce mide ve bagirsaklarda ritmik kas kasilmasi baslar ve aclik hissedilir. Anormal aclik hissinde kasilma daha fazla olur ve kramp ve agri yapabilir.

Kan sekeri dusuklugunden kurtulmak icin GI diyeti uygulamak gerekir. Bu kisilere onerilerimiz sunlardir:

• Yemekler az ve sik yenmeli, proteinden zengin, ancak dusuk glisemik indeksli karbonhidratlar (kan sekerini yukseltmeyen) yenmelidir
• Seker dusmesi ataklari sik oluyorsa, yemek araliklari uc saatten fazla olmamalidir (Gunde 3 ana ogun 3 ara ogun alinmalidir)
• Rafine gidalar (beyaz ekmek, patates puresi ve seker gibi) gidalar yenmemelidir
• Protein alimi (beyaz et, balik) biraz artirilmalidir ve ozellikle kahvaltida yumurta, et, peynir ve balik gibi proteinler alinmalidir.
• Tam tahil, bakliyat, sebze ve meyveye dayali bir beslenme uygulanmalidir. Ceviz, badem tuketimi artirilmalidir (diger gidalardan az yiyerek)
• Kahve, cay, sigara, kola gibi kan sekerini dusuren iceceklerden uzak durmalidir
• Yatmadan once hafif bir ara ogun alinmalidir
• Sut ve sut urunleri azaltilmalidir
• Gunde 6-8 bardak su icilmelidir
• Egzersiz yapilmalidir
• E vitamini, B6 vitamini ve C vitamini alinmasi, avokado yenmesi kan sekeri dusuklugune faydali olur. Ozellikle B6 vitamini bu konuda cok faydalidir.
• Kan krom ve magnezyum duzeylerinde eksiklik varsa, bunlar ilave olarak alinmalidir. Krom alimini artirmak icin mantar, brokkoli, tavuk, sert peynirler diyette olmalidir.


Kan Sekeri Dusuklugu ve Psikoloji Durum Arasindaki Iliski

Vucudumuzdaki diger organlarin aksine beyin yuksek oranda enerjiye ihtiyac duyar. Vucut agirliginin %2’sini olusturdugu halde, yakilan enerji veya kalorinin %20’si beyin tarafindan kullanilir. Agirligina oranla bu kadar yuksek enerji tuketen beyinde enerji depolanmaz. Beynin kullanacagi enerji devamli olarak kan damarlari ile saglanan kan sekeri ile olur. Diger bir deyimle beyin devamli olarak kan sekerine ihtiyac duyar ve az seker gitmesi durumunda calismasi azalir. Bunun sonucunda da unutkanlik ve psikolojik bozukluklar ortaya cikabilir. Beyinde olusan asetilkolin maddesinin hatirlama islevi acisindan buyuk onemi vardir. Beyine giden seker, asetilkolin yapimini artirarak hatirlamada etkili olmaktadir. Zaten Alzheimer hastaliginin tedavisinde de, kolin iceren sinirlerin etkisi artirilarak unutkanlik tedavi edilmeye calisilir. Kan sekeri ile kisinin performansi arasinda iyi bir iliski vardir. Kahvalti yapmayan ogrencilerin okul performanslari ve hatirlama yetilerinin iyi olmadigi, yapilan bilimsel calismalarla ortaya konmustur. Kan sekerinin normal olmasi bu faydalari saglarken, seker hastaliginda oldugu gibi fazla olmasi da beyin faaliyetlerini bozmaktadir.


Kan sekerinin psikolojik durum ile iliskisi de bilinmektedir. Bircok insan sikintili ve uzuntuluyken tatli seyler yemek ister. Bazilari sekerli seyler yiyince sakinlesirler. Bunun nedeni, beyinde mutluluk veren serotonin hormonunun artmasidir. Depresyondaki kisilere verilen ilaclar da, beyinde serotonin duzeyini artirmaktadir. Karbonhidratlari cok az yiyen kisilerin sinirli oldugu da ortaya konmustur. Bu bilgiler bize, kan sekeri dusuklugunun kisilerin davranisini ve psikolojik durumunu etkiledigini gostermektedir. Kan sekerinin normal olmasi beynin iyi calismasi icin gereklidir. Kan sekerinin dusmesi veya yukselmesi beyin faaliyetlerini bozmaktadir.

SEKER DUSUKLUGUNUZ VARSA, TATLI KRIZI VARSA GI DIYETI YAPINIZ. Prof Dr Metin Ozata nin GI DİYETI kitabi, Erko yayincilik, 2007

Http.//www.gidiyeti.webs.com

Reaktif Hipoglisemi nedir?

Reaktif Hipoglisemi nedir?

Özellikle karbonhidrat içeren (şeker ve unlu mamuller) zengin bir
yemek yedikten 2-3 saat sonra veya uzun süren bir açlığı takiben kan şekerinin düşmesi sonucu yaşanan aşırı terleme, çarpıntı, ellerde titreme, konsantrasyon kaybı, sinirlilik, bulantı, aşırı acıkma hissi oluşur. Bu yakınmalar karbonhidrat alımından hemen sonra düzeliyorsa, bu tablo “reaktif hipoglisemi” olarak adlandırılır.

Reaktif Hipoglisemi’nin nedenleri…

Şeker ve insülin metabolizmasında bir düzensizlik olarak özetlenecek Tip 2 diyabetin erken dönemi, en sık reaktif hipoglisemi nedenidir. Ancak her zaman sebep bu değildir.

Tiroid ve böbreküstü bezleri başta olmak üzere bazı endokrin organların ürettiği hormonların fazlalığında veya yetersizliğinde reaktif hipoglisemi bulguları görülebilir.

O nedenle reaktif hipoglisemiden yakınan bir hasta ilkönce bu hastalıklar açısında ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeli, diğer endokrin organ fonksiyonlarında bir düzensizlik yoksa, kişinin tip 2 diyabet adayı olabileceği düşünülmelidir.

Nasıl gelişir?

Şeker metabolizmasındai düzensizlik, reaktif hipogliseminin en sık nedenidir. O nedenle bu yazıda yalnızca bu metabolizma düzensizliği üzerinde durulacaktır. Normalde, gıdalarla aldığımız şeker (ki bunu yalnızca sofra şekeri olarak algılamamak gerekir, ekmek, makarna, pilav gibi çok sık aldığımız gıdalarda da şeker vardır) hücre kapısına kadar taşınır, insulin denilen hormon sayesince hücre içine girer, yanarak enerjiye dönüşür ve böylece yaşam devam eder. Genetik olarak tip 2 diyabet gelişimine eğilim mevcut ve egzersiz azlığı, düzensiz beslenme gibi tamamlayıcı faktörler varsa, şeker hücre içine girmekte zorlanır. Bu duruma ‘İnsulin Direnci’ denir. Vücut gelişen insulin direncini aşabilmek, şekeri hücre içine sokabilmek için, olması gerekenden daha fazla insulin salgılamaya başlar. Daha fazla salgılanan insulin sayesinde, yemeklerden veya karbonhidratlı bir gıdanın alımından hemen sonra şeker düzeyi normal sınırlarda kalır. Bu normal değerlerin sağlanması ancak fazla miktarda insulinin kana geçmesiyle mümkün olduğundan, ilerleyen saatlerde kandaki yüksek insulin şekerin düşmesine neden olacaktır. Kişi bir defada ne kadar fazla karbonhidrat alırsa, o kadar daha fazla insulin salgılanacaktır.

Nasıl tanı konulabilir?

Daha önce anlatılan yakınmaları olan bir kişide, reaktif hipoglisemiye neden olabilecek diğer nedenlerin olmadığı anlaşıldıktan sonra 75 gram glukozla şeker yükleme testi yapmak çoğu kez tanıyı koydurur. Daha önce 5-6 saate kadar uzayabilen yükleme testleri yapılırken, şimdi test süresini 2 saatle sınırlı tutmak, mutlaka insulin cevaplarını ölçmek şartıyla eterlidir. Kanda insulin ölçmenin zor olduğu eski zamanlarda, ilerleyen saatlerde kan şekerinde düşme reaktif hipoglisemi tanısını koydurmak için gerekli iken, şimdi kandaki insuline çok kolay, çok çabuk ve ucuz bakabildiğimiz için, bu dönemlerde saptanacak yüksek insulin düzeyi, ilerleyen saatlerde gelişebilecek olan reaktif hipogliseminin göstergesi olarak alınabilir. Özetle şeker yükleme testi sırasında alınan kan örneklerinde insulin değerlerinin çok yüksek, geç saatlerde şeker değerlerinin düşük oluşu, yakınmaları olan bir kişide reaktif hipoglisemi tanısı koydurur.

Burada unutulmaması gereken nokta, reaktif hipoglisemin ayrı bir hastalık olmadığıdır. Reaktif hipoglisemi, yalnızca başka bir hastalığın bir bulgusudur. Saptandığında yapılması gerek, buna neyin sebep olduğunu bulmak ve onu tedavi etmeye çalışmaktır.

Tedavide neler yapılabilinir?

Bir kez daha reaktif hipogliseminin yalnızca bir sonuç olduğu hatırlanırsa, tedavi öncelikle reaktif hipoglisemi nedenini bulmakla başlar. Nedene yönelik tedavi esastır. Tüm reaktif hipoglisemilerin yalnızca erken dönem tip 3 diyabetten kaynaklandığını düşünmek, diğer olası nedenlerin de gözden kaçmasına ve tedavi yanıtsızlığına neden olur. Glukoz metabolizma bozukluğundan kaynaklanan reaktif hipoglisemilerde beslenme tedavisi ve egzersiz temel tedavi yöntemleridir. Ancak yanıt alınamayan vakalarda, insulin miktarlarındaki yüksekliği belgeledikten sonra hekim kontrolünde ilaç başlanabilir

Gizli Şeker nedir?

Reaktif hipoglisemi, diyabete ilerleyen yolun ilk durağı ise en son durak olan diyabet ile aradaki basamak ‘Gizli Şeker’ olarak kabul edilebilir. Bu dönemde şekere ait, çok su içme-idrara çıkma-ağız kuruması gib herhangi bir yakınma yoktur. Sorun daha çok kalb damar hastalığı, kan yağlarında yükseklik ve kilo fazlalığı şeklinde karşımıza çıkar.

Ülkemizde sıklığı nedir?

Ülkemizde 20 yaşının üzerindeki kişilerde gizli şeker sıklığı % 6.7’dir. Yaşam stilindeki farklılıklar nedeniyle her yörede farklılıklar gösterebilir. En düşük oran daha geleneksel bir yaşam stilinin devam ettiği Erzurum’da görülürken, İstanbul % 9.2 gibi bir değerle rekoru elince tutmaktadır.

Nasıl tanı konulur?

Gizli şeker tanısı, ya açlık kan şekerine bakarak (Bozulmuş Açlık Şekeri) veya şeker yükleme testi (Şekere Toleransta Bozulma) yapılarak konulur. Normalde açlık kan şekeri 100 mg/dl değerinin altındadır. 2 defa tekrarlanan ölçümlerle açlık kan şekeri değerinin 126 mg/dl üzerinde olması durumda başka bir test yapılmaksızın kesin diyabet tanısı konulur. Ancak açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl arasında bulunması ise Bozulmuş Açlık Şekeri olarak adlandırılır. Bu durumda yapılması gereken tetkik, şeker yükleme testidir. Şeker yükleme testinde 2. saatte bakılan değer normalde 140 mg/dl değerinin altında olmalıdır. Bu değer 140-199 mg/dl arasında bulunursa durum ‘Şeker Toleransında Bozulma’ (Gizli Şeker olarak adlandırılan tablo), 200 mg/dl ve üzerine bulursa ‘Şeker Hastalığı olarak kabul edilir.

Şeker yükleme testi yapılırken nelere dikkat edilmeli?

Şeker yükleme testi yapmadan önceki 3 günlük dönem süresince şeker metabolizmasını etkileyecek doğum kontrol hapları, kortizon, bazı tansiyon düşürücüler, kortizon gibi ilaçları doktoruna danışarak almamalıdırlar. Bunun dışında dikkat edilmesi gereken önemli bir konu, herhangi bir kısıtlayıcı perhiz yapılmamasıdır. Karbonhidrattan daha zengin gıda alınması gereken bu 3 günlük sürede ekmek, hamurişleri ve tatlılar serbest olarak yenilir. Bu dönem süresince dikkat edilecek şeylerden biri de eğer yapılıyorsa bir egzersiz programına ara verilmesi gerekliliğidir. Özetle daha sedanter ve kötü beslenme şelinde özetlenecek bu 3 günün sonunda, akşam saat 21.00’de günün son yemeği yendikteN sonra, uyuyana kadar hiçbir şey yenilmemeli, yalnızca su içilmelidir. Sigara, çay-kahve gibi gıdalar artık gece alınmazlar. Ertesi sabah hiçbir şey yenilip içilmede mutlak aç-susuz olarak test başlar, ek bir öneri olmadıkça, şeker yükleme testinde 2 saat boyunda her yarım saatte bir kan örneği alınır. 2 saat boyunca kişi gezmemeli, dolaşmamalı, hep oturmalıdır. Belirtilen bu noktalar dikkat edilmemesi, testin souçlarının yanlış çıkmasına, boşuna sıkıntı çekilmesine neden olacaktır.

Şeker yükleme testinin zararı var mıdır?

Yanlış bir kanı vardır: ‘Benim daha önce şekerim yoktu, şeker yükleme testinin yapılması bende şekere yol açtı’. Şeker yükleme testinde alınan şeker miktarı çok önemli boyutlarda değildir. Bu test sadece varolan bir tablonun ortaya çıkmasını sağlar. Eğer şeker metabolizmasında bir sorun yoksa, bir tepsi baklava yenilse bile herhangi bir kan şekeri düzensizliği gelişmeyecektir. Test sırasındaki en fazla yakınmalardan biri bulantı-kusma şikayetleridir. Verilen glukoz sadace 1 bardakta eritilip içirilmeye çalışıldığında ortaya çıkan bir yakınmadır. Toplam glukoz 3 bardak suda eritilip, bir miktar limon sıkıldığında böyle bir sorun gelişmeyecektir.

Gizli şeker önemli midir?

Her şeyden önce, önlem alınmadığında vakaların üçte birinde belirgin şeker geliştiği için gizli şeker dikkate alınması gereken bir sorundur. Oranları biraz daha düşük olmakla birlikte, belirgin bir şeker hastalığında görülen tüm şekere bağlı komplikasyonlar gizli şekeri olan bireylerde görülebilir. Ancak bizi en çok ilgilendiren sorunlar daha çok kalb damar hastalıklaıdır. Bu süreç kalb damar hastalıklarının en sık görünmeye başladığı dönemin başlangıcıdır.

Gizli şeker tedavi edilebilir mi?

Gizli şekerin iki tedavi yöntemi vardır: Yaşam stil değişikliği ve ilaç tedavisi.

Yaşam stil değişikliğinin, yani beslenmenin düzenlenmesi ve egzersiz başarı oranı çok yüksek bir tedavi şeklidir. Etkin bir şekilde uygulandığında kişilerin üçte ikisinde gizli şeker tablosu normale döner.

İlaçla tedavide ilacın türüne bağlı olmak üzere, başarı şansı % 25 – 32 arasında değişir(dörtte bir ile üçte bir arasında oluyo).

yani en iyi, maddi-manevi en ucuz tedavi, önlemektir.

Unutulmaması gereken, gizli şeker tablosu geriledikten sonra alınan önlemler bırakılırsa, tablonun tekrar ortaya çıkacağıdır.

Banu Kazanç Beslenme Merkezi
0212 224 40 17
Valikonağı Cad. Başaranlar Apt. No: 111 Kat: 4 D:12 Nişantaşı

AYAKTA YANMA GİZLİ ŞEKER BELİRTİSİ OLABİLİR

AYAKTA YANMA ŞEKER VE VİTAMİN EKSİKLİĞİ HABERCİSİ
Prof.Dr. Metin ÖZATA

AYAKTA YANMA ŞEKER HASTALIĞI VE B12 EKSİKLİĞİNDE OLABİLİR


Ayakta yanma şikayeti bazı vitamin eksiklliklerinde ve şeker hastalığında olabilir.

AYAKTA YANMA VE VİTAMİNLER
1. B5 VİTAMİNİ (PANTOTENİK ASİT)

Pantotenik asit eksikliği nadir görülür ve özellikle bağırsaklardan gıda emiliminin bozulduğu durumlarda oluşur. Pantotenik asit eksikliğinde depresyon, kişilik değişimleri, kalp hastalığı, sık enfeksiyon, yorgunluk, karın ağrısı, uyku bozuklukları, uyuşma, karıncalanma, kas güçsüzlüğü ve kramplar olur. Özellikle bacaklarda ve ayaklarda yanma oluşur ki buna ‘’yanan ayak sendromu’’ denir.

B5 vitaminine pantotenik asit adı da verilir. Pantotenik asit besinlerden enerji oluşmasında rol aldığı gibi yaşamsal öneme sahip bazı metabolik olaylarda görev yapar. Hücrelerde koenzim A olarak görev yapar.
B5 vitamini. Böbreküstü bezi veya diğer adıyla adrenal bezinden kortizol hormonu salgılanmasında, kolesterolün oluşmasında ve beyindeki asetil kolin isimli çok önemli bir maddenin yapımında rolü vardır.
Stresi giderici bir vitamin olarak, depresyon ve anksiyete tedavisinde faydalıdır. Bağırsakların çalışması, safra, D vitamini ve kırmızı kan hücrelerinin yapımında rol alır. Günlük ihtiyaç 5 mg/gün’dür.
Karaciğer, böbrek, maya, fındık, buğday, yumurta sarısı, brokoli, tavuk, balık, mantar, avokado, tam tahıllar, yoğurt ve süt gibi besinlerde B5 vitamini vardır. Bağırsaklardaki bazı mikroplar (bakteriler) B5 vitamini yaparlar ve bu vitamin bağırsaklardan emilerek faydalı olur.

2. B12 VİTAMİNİ

B12 vitamini eksikliğinde de ayaklarda yanma olabilir.
Diyetle alınan B12 vitamini mideden salgılanan intrensek faktör adındaki bir proteinle birleşerek bağırsaklardan emilir.
Besinlerde bulunan B12 vitaminin bağırsaklardan iyi emilmesi, mide, pankreas ve bağırsakların iyi çalışmasına bağlıdır.
Günlük B12 vitamini ihtiyacı 2.4 mikrogram kadardır.
Bulunduğu Gıdalar
B12 vitamini hayvansal besinlerde yani kırmızı et, tavuk, hindi eti ve balıkta ve çok az oranda sütte ve yoğurtta bulunur. Bitki ve mayada bulunmaz. Bir bardak pastörize sütte 0.9 mikrogram B12 vitamini vardır.
B12 Vitamini Eksikliği
B12 vitamin eksikliği pernisiyöz anemi denen kansızlık durumunda görülür. Pernisiyöz anemi B12 vitaminin bağırsaklardan emiliminin bozulması nedeniyle oluşan bir hastalıktır. Bu hastalık 60 yaş üzerindeki kişilerde % 2 oranında görülür ve tedavisi için B12 vitamini iğnesi (enjeksiyonu) yapılır. B12 vitamin eksikliği varsa kırmızı kan hücrelerinin büyüdüğü megaloblastik anemi görülür.
B12 eksikliği genellikle et yemeyenlerle (vejetaryenlerde), mide ve bağırsak hastalığı olanlarda görülür. Bunun nedeni de B12 vitamininin çoğunlukla hayvansal besinlerde bulunmasıdır. Midelerinde atrofik gastrit hastalığı olanlarda veya midesi ameliyatla alınanlarda özellikle B12 vitamin eksikliği sık görülür. Bir çalışmada midesinde helikobakter pilori bakterisi olanlarda B12 vitamini eksikliğinin sık görüldüğü ortaya konmuştur. Bazen nadiren kalıtımsal olarak B12 vitamini yetmezliği görülebilir. Yaşlılık ise önemli bir B12 vitamin yetmezlik nedenidir. Yaşlılarda B12 vitamini yetmezliği sık görülür. B12 vitamini eksikliğinde kanda ve idrarda metil malonik asit aratraken kanda ayrıca homosistein yükselir.
B12 vitaminin emilmesini engelleyen ve azlığına neden olan hastalıklar şunlardır:
·Midede atrofi, asit olmaması
·Midede helikobakter pilori bakteri varlığı
·Antibiyotik sonrası bağırsakta aşırı bakteri çoğalması
·Uzun süre şeker hastalığı ilacı olan metformin kullanmak
·Antiasit, H2 reseptör antagonist ve protom pompa inhibitörü denen mide ilaçları kullanmak
·Kronik alkol kullanımı
·Mide ameliyatı geçirenler
·Pankreas bezinin iyi çalışmaması
·Sjögren sendromu
·AIDS hastalığı veya HIV pozitif kişiler

3. ŞEKER HASTALIĞINDA AYAKTA YANMA

Şeker hastalarında sinirlerin etkilenmesi sonucu ayaklrda yanma olabilir. Buna tıp dilinde diyabetik nöropati denir. Bazen şeker hastalığının başlangıcı ayak altlarında yanma ile başlar. Bazen ayak yanması gizli şeker durumunda da ortaya çıkar. Bunların teşhisi için bir ENDOKRİN UZMANINA başvurunuz.

Sinir Hasarının Belirtileri:
Ayaklarda ağrı oluşur ve bu ağrı geceleri ağırlaşır, yürümeyle artar ve zaman zaman oluşur. Ağrı genellikle derinden gelen bir sızlama olarak tarif edildiği gibi bıçak saplanması ya da yanma tarzında bir ağrı da oluşabilir.
Ağrı, hastalar tarafından sıklıkla “yanma, uyuşma, sızlama veya karıncalanma şeklinde tarif edilir. Geceleri hasta yorgun ya da stresli iken arttığı vurgulanır. Bu nedenle ayağını soğuk suya sokan hastalar vardır.
Bazen özellikle ayak tabanında gece alevlenen yanma ağrısı vardır (sıcak kum üzerinde yürümek gibi). Giysi ve ayakkabıların temasından rahatsızlık duymak tipik bir özelliğidir.
Uzun süren nöropatide ufak kaslarda erime-atrofi olabilir. Sinir hasarına bağlı olarak cilt kuruluğu sık görülür.
Teşhis için EMG yapılabilir.
Tedavi:
Sinir hasarının tedavisinde kan şekerinin ayarlanması ilk önceliği alır. Daha sonra trisiklik antidepresan ilaçlar, antikonvülzan ilaçlar veya alfa lipoik asit gibi ilaçlar endokrinoloji ve nöroloji uzmanının kontrolünde kullanılabilir. B1 vitamini, capsaicin kremleri ve ağrıyı gidermek için akupunktur uygulanabilir.
KAYNAKLAR:
1. http://www.vitamintr.com
2. http://www.drdiyabet.com
3. Prof Dr Metin Özata, Vitamin Mineral Bitkisel Ürün Rehberi, Gürer yayınları, 2008
4. http://www.endokrin.org